Posts Tagged ‘Bilişim Hukuku’
İşyerlerinde internetin ve sosyal ağların yoğun kullanımının hukuki durumu
Çalışma hayatının stresinden olsa gerek, herkes bir sebepten dolayı kendisini internette oyalayacak bir site bulmuş durumda. Bunların başında, tabi ki sosyal ağ siteleri olan Facebook, Twitter, Friendfeed, Myspace gibi siteler gelmekte. Bu sitelerin vizyonları farklı olmakla ve bazı sektörler için büyük bir bilgi kaynağı olmakla birlikte, boşa zaman harcatabilecek birçok özelliği barındırdıkları da bir gerçek.
Her sosyal ağ sitesi için ayrı bir sayfa açıp takip etmektense, bu siteleri birbirine bağlayarak takip etmek bile artık çok kolaylaştı. Alışkanlık yapan ve bazen boşa zaman harcatan bu tip sosyal ağların kullanımına işyerinde devam edilmesi ise, tabi ki işveren tarafından her zaman iyi karşılanmamaktadır. İşyerindeki verimsizliğin sebebi, internette ve sosyal ağlarda çok vakit geçirilmesine bağlanabildiği gibi, işyerinde yoğun internet kullanımı çoğu zaman yapılan dikkatsizliklerin sebebi olarak bile yorumlanabilmektedir. Bazı işverenler ise, yoğun internet kullanımında şirketin bilgi güvenliğinin ihlal edildiğini dahi düşünmektedir. İşverenlerin tamamen haksız oldukları söylenemez. Nitekim işyerinde internetin hele ki sosyal ağların yoğun olarak kullanılması verimsizlik ve dikkatsizliği meydana getirebilmektedir.
Erişim Engeline İlk Kullanıcı İtirazı
Geçtiğimiz hafta Beyoğlu Başsavcılığı’nın Türkiye’den erişimini engellediği MySpace ve last.fm tedbir kararına karşı bir kullanıcı tarafından itiraz dilekçesi verildi. ‘Muhatap’ sıfatıyla verilen dilekçe, bir internet sitesine Türkiye’de erişim engeli konması kararına karşı bir kullanıcının yaptığı ilk yasal itiraz niteliği taşıyor.İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Yaman Akdeniz ve avukatı Altan Akdeniz’in ‘kullanıcı’ sıfatıyla sundukları itiraz dilekçesi, Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na 29 Eylül sabahı teslim edildi.
Dilekçede, MySpace ve last.fm’e erişim engeline dayanak yapılan “5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Ek Madde 4’ün 3. fıkrası hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu” belirtilerek iptal edilmesi talebiyle Anayasa mahkemesi’ne gönderilmesi talep edildi.İtirazda “Müyap’ın bu sitelerde yer alan bazı verilerin ihlal içerdiğini iddia etmesinin bu sitelerin toptan yasaklanması için yeterli gerekçe olmadığı” savunularak engelin kaldırılması talep edildi.
Kaynak: ntvmsnc.com
Kumar ve Adult sitelere girmek işten atılma nedeni
Yargıtay, mesai saatleri içerisinde bahis ve cinsel konulu sitelere girdiği tespit edilen çalışanın iş aktinin fesh edilmesinin doğru olduğuna karar verdi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin verdiği emsal kararda, işçinin bu tür sitelere girerek doğruluk ve bağlılık ilkesine aykırı davrandığını kaydetti.
Mesai saatleri içerisinde bahis ve cinsel konulu internet sitelerine girmek işten atılma nedeni olur mu?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, verdiği emsal kararda mesai saatlerinde bahis ve cinsel konulu sitelere giren çalışanın işten atılmasına yeşil ışık yaktı.
İzmir 9. İş mahkemesi’nin verdiği kararı bozan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışanın işyerinde bu tür sitelere girmesinin “İşverenin güvenini kötüye kullanmak” olarak yorumladı.
Yargıtay’ın emsal kararında şöyle denildi: “Davacının kullandığı bilgisayarda mesai saatleri içinde bahis ve cinsel konulu sitelere girdiğine ilişkin tutanak düzenlenmiştir. Tutanak içeriği tutanak tanıklarınca doğrulanmıştır. Fesih haklıdır. Kıdem ve ihbar tazminatının reddi gerekir iken kabulü hatalıdır.”
Kaynak:haberturk.com.tr
Yanlış Bilgiler İçeren E-Postaların Yayılmasında Suçlu Konuma Düşebilirsiniz!
İnternetin doğası tamamen farklı. Bir yerlerdeki ilginç bir web sitesi, e-posta, yazı, video ya da haber, bir anda çılgınca yayılabiliyor. Çünkü ortam iletişimi kolaylaştıran ve hatta destekleyen bir doğaya sahip. Zaten “viral marketing” denilen olay da bizzat bu.
İnternet, dünyayı algılamamızı değiştirirken; bugüne kadar düşünülmemiş iş modelleri, alışkanlıklar, hatta hastalıklar ve de suçların da karşımıza çıkmasına neden oluyor. Suçların tanımlanması ve yaptırımlarının geliştirilmesi ve daha da önemlisi bunların hukuka uygun biçimde uygulanabilmesi ise zaman alabiliyor.
Ancak bazen internetin dokunduğu noktalar çok şaşırtıcı olabiliyor. Örneğin, hiç düşünmeden forward edilen bir e-posta yüzünden, bir gün beklenmedik sonuçlarla karşılaşmak hiç de uzak bir ihtimal değil, Bu yazımız, bu konuyu örneklerle açıklamak ve zincir e-postaların spam dışındaki problemi olan iftira içermelerinin hukuki niteliğine değinmek amacında olduğu kadar toplumsal uyarı niteliği de taşıyor.
E-posta kutularımıza gelmiş olan yazıları adres defterindeki herkese iletmek eğlenceli olduğu gibi aynı zamanda riskler de taşıdığı için tehlikeli bir alışkanlık. Bazen eğlenceli bir içerik yerine protesto vb. içeren e-postalar da bu iletme (forwarding) mantığı yüzünden zincir halinde internet üzerinde kitlelere yayılabiliyor. Ancak yukarıda da dediğimiz gibi, bu şekilde bazen sadece başlığını ya da ilk bir kaç satırını okuyup ilettiğimiz bir e-posta günün birinde başımıza iş açabilir.
Devamı için burayı tıklayınız… (word belgesi)
Kaynak:bilisimhukuk.com
Internet Bankacılığında Banka ve Müşterinin Sorumluluğu
Sonuç olarak:
-Kural internet bankacılığında 18 Temmuz 2005 tarihinden önce yaşanan dolandırıcılık fiillerinde, bankanın mı yoksa kullanıcının mı kusurlu olduğu hususunun veya her iki tarafın müştereken ve müteselsilen mi sorumlu olduklarının tespit edilmesi için mutlaka öncelikle gerek bankanın sistemlerinde gerek müşterinin bilgisayarında Adli Bilişim İncelemesi yaptırılmalıdır. Adli Bilişim Uzmanlarından gelecek rapor üzerine de tarafların kusur oranlarının belirlenmesi gerekir. Nitekim adli bilişim incelemesi yaptırılmadan ve müşterilerin bilgisayarındaki güvenlik açıklarının neler olduğu belirlenmeden her birolayda müşterinin kusurunun olup olmadığı konusunda doğru bir değerlendirme yapmak mümkün olmayacaktır. Uygulamada diğer benzer dava dosyalarında yapılan değerlendirmelerde, internet bankacılığı şifrelerinin müşterinin hangi yanlış, hatalı hareketleri veya bilgisayarındaki güvenlik zaafiyetleri yüzünden başkaları tarafından elde edildiğine dair somut, kesin, tatmin edici bir kanıt mevcut olmamaktadır. Olayın tarafı olan bankanın bunu kendi kayıtlarına istinaden değerlendirmesi sorunun çözümü için çok önemli, ancak tek başına yeterli değildir.
- 18 Temmuz 2005 tarihinden sonra yaşanan internet bankacılığı dolandırıcılıklarında ise; münhasıran 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun ve bu Kanunla hukuk hayatımıza giren güvenli elektronik imza teknolojisinin dikkate alınması gerekmektedir. Davalı Banka’nın internet bankacılığı hizmeti bakımından, gerek kendi gerek müşterilerinin güvenliğini yüzde yüz sağlayan bu teknolojiyi neden kullanmadığı ve müşterilerine neden kullandırmadığı konusunda haklı herhangi bir gerekçe ileri sürmesi mümkün değildir. Bu konuda gerekçe olarak zaman zaman elektronik imzanın pahalı olduğu ileri sürülse dahi, elektronik imza uygulamasına bakıldığında bireysel olarak elektronik imza talep edidiğinde bunun ücreti 1 yıllık 59 TL ; mobil imza ise aylık 5 TL olmaktadır. Bir Banka elektronik imza uygulamasına geçip, bunu tüm müşterileri için mecburi kıldığında, elektronik imza şirketleri toplu elektronik imza alımlarında fiyatlarını, kullanıcı sayısını dikkate alarak 1 TL’ye kadar da indirebilmektedir. Bu rakamlar, internet bankacılığı dolandırıcılıklarında bankanın ve müşterinin uğradığı zarar dikkate alındığında, hem banka hem de müşterileri bakımından pahalı ve ödenemeyecek meblağlar seviyesinde keisnlikle değildir. Günlük yaşamdan örnek vermek gerekirse; kişiler evlerinin güvenliğini sağlamak ve hırsızlardan korumak için çelik kapı taktırmak, alarm taktırmak, çift cam vs. yaptırmak gibi önlemlere para dökmekte tereddüt etmemektedir. Dolayısıyla bireyler bankada muhafaza ettikleri paralarını, internet bankacılığında korumak söz konusu olduğunda güvenli elektronik imza satın almakta ve kullanmakta da tereddüt etmeyeceklerdir. Ancak; bu noktada bireyin elektronik imza sahibi olması yeterli olmamaktadır. Mutlaka bankanın basiretli tacir ilkesi gereği, internet bankacılığında müşterisinin güvenli elektronik imza kullanabileceği altyapıya geçmesi ve uygulamayı başlatması gerekmektedir.
- Türkiye’deki internet bankacılığı uygulamasına bakıldığında bazı bankaların güvenli elektronik imza veya mobil imza ile işlem yapılmasına olanak tanıdıkları, ancak bu noktada müşterilerine serbesti tanıdıkları görülmektedir. Yani elektronik imza kullanımı opsiyonel olmaktadır. Bu şekilde hareket etmekle bankalar müşterileri bakımından eşitsizlik yaratmış olmaktadırlar. Çünkü; elektronik imzası olan ve bunu kullanan müşteriler internet bankacılığı işlemlerini yüzde yüz güvenli bir şekilde gerçekleştirken; bu uygulama opsiyonel olduğu için bankanın belirlediği diğer güvenlik teknolojilerini kullanan ve elektronik imza kullanmayan müşteriler ise yine dolandırıcılık riski ile karşı karşıya kalmaktadır. Dolayısıyla 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun öngördüğü güvenli elektronik imza/mobil imza uygulamasının banka müşterileri bakımından mutlaka zorunlu kılınması gerekir.
Yazar: Dr. Leyla Keser Berber